Story: Fishing in the Winter


Log in or register to save completed lessons.

Prerequisites for this Turkish Listening Comprehension Lesson

Intermediate “kendi” forms

Kendi as a noun
Kendi kendi as a noun
Kendi kendi with verbs

Relative clauses using -an/en/yan/yen

-an/en/yan/yen
Handling irregular verbs
Relative clauses in place of nouns

Was doing

-ıyordu
Using -ıyordu to mean "almost"

Relative clauses using ‑dık

‑dığım, ‑dığın, ‑dığı
‑dığımız, ‑dığınız, ‑dıkları
-dığını, -dığına, -dığından
-dığının

Using “ki” to say “that”

ki
Introducing quotations
Using "ki" in expressions, exclamations, and parenthetical comments

Expressing need using “lazım”

lazım
-mak lazım



Fishing in the Winter

The following is a real life story told by E.S., shared here with his permission.

The Story in Turkish

O zaman ortaokula falan gidiyoruz, aşağı yukarı. Amcamın oğluyla köydeyiz. Mevsimlerden de kış çok iyi hatırlıyorum. Çünkü soğuktu yani. İkimiz gitti sadece kafa dinlemeye. Onların evine gittik neyse. Dedi ki amcamın oğlu kuzenim işte… balık avına gidek dedi. O da sever. Biz de tamam gidek kardeş sıkıntı yok dedik. Neyse, gittik abi. Pinter denen bir şey var. Bir av malzemesi böyle balık malzemesi. Onu ırmağa atacağız. Balık içine girecek, tekrardan çıkış yolu yok. Ondan dolayı o soğukta o kışta o ırmağa girip sermemiz lazım, geri çıkacağız.

Lan ben dedim ki kendi kendime, biz buraya girersek şimdi hasta oluruz yani donarız. Hava çok soğuk bir de suya gireceğiz siz düşünün yani. Neyse, biz ikimiz gideceğiz. Biz şey yaptık. Üstümüzü çıkardık, sadece iç çamaşırı var altımızda. Abi girdik, beş on metre açıldı ırmaktan aşağı yukarı.

Şöyle söyleyeyim, belki de bir dakikaka otuz saniyede ağı serdik ama otuz saniye bir dakika bize nasıl geldi biliyon mu? Benim şu bacaklarım, belden aşağım tutmadı soğuktan. Bir ara hipotermiye bile girdiğimi düşündüm. Niye? İstemsizce titriyorum abi. Dişlerim nasıl biliyon mu? Zangır zangır böyle titriyordu. Çıktık, bir ateş yaktık. Üff, sana yemin ediyorum. Ateşi anlatamam. O derece ateş yaktık. Ben ateşi kucaklıyorum, ama hâlâ o titreme geçmiyor.

English Translation

Back then, we were in middle school or something like that. I’m in the village with my uncle’s son. It was winter. I remember it really well because it was cold, you know. The two of us went out to clear our minds. We had gone to their house. Anyway. My uncle’s son, you know, my cousin, he suggested we go fishing. He loves [to go fishing]. We said, okay bro, let’s go, no problem. Anyway, we went. There’s something called a fyke net. It’s a kind of fishing gear. We were going to cast it into the river. Fish go inside, and then there’s no way out. Because of that, we have to get into the river in the cold, in that winter, put out the nets and get back out.

I said to myself, now if we go in there, we’re going to get sick, we’ll freeze! It is so cold and we’re going to get into the water? I mean, just think about it! Anyway, the two of us are going. We did the thing, you know, took off our clothes, we only have underwear on. Man, we got in, about five to ten meters away from the [edge of the] river.

Let me put it this way, maybe it took thirty seconds to a minute to put down the nets, but do you know what that thirty seconds / one minute felt like to us? My legs, everything from the waist down, were numb from the cold. At one point, I even thought I was going into hypothermia. Why? I was shivering uncontrollably, man. And my teeth – you know what? They were rattling like crazy. We got out, made a fire. Ugh, I swear. I can’t even describe the fire. We made such a hot fire. I’m hugging the fire, but still, the shivering doesn’t stop.

Leave a Comment